İki Başkan, Onlarca Dernek, Tek Soru: Neden Birleşemiyoruz?

Editörden 06.10.2026 - 11:55 1974 kez okundu.
 

İki Başkan, Onlarca Dernek, Tek Soru: Neden Birleşemiyoruz?

Dün akşam Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonunda gerçekleştirilen istişare toplantısını bir gazeteci olarak takip ettim.
Dün akşam Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonunda gerçekleştirilen istişare toplantısını bir gazeteci olarak takip ettim. Federasyon Başkanı Mehmet Elmas’ın tek tek arayarak davet ettiği Gebze bölgesindeki Giresunlu il, ilçe ve köy derneklerinin başkanları ile muhtarlar aynı masanın etrafında buluştu. Farklı görüşler dile getirildi, geçmişten bugüne taşınan meseleler konuşuldu. Ancak toplantının genelinde öne çıkan beklenti oldukça açıktı: Bir araya gelin, ortak hareket edin ve topluma güçlü bir birlik iradesi gösterin. Yaklaşık 40 dernek başkanının görüşlerini açıkça ifade ettiği buluşmada, yıllardır dile getirilen birlik ve beraberlik çağrısının artık somut bir karşılık bulması istendi. Beklenti: Ortak çatı, ortak karar Toplantının temel gündemlerinden biri, Federasyon Başkanı Mehmet Elmas ile Kocaeli Giresun Dernekler Topluluğu Başkanı Hatem Soysal’ın ortak bir zeminde buluşmasıydı. Dile getirilen model; derneklerin kendi kimliklerini ve faaliyetlerini koruyarak federasyon çatısı altında bir araya gelmesiydi. Dernekler Topluluğunun da bu yapıya katılması, ortak meselelerin aynı masada görüşülmesi ve kararların istişareyle alınması bekleniyordu. Benim gözlemim, katılımcıların büyük çoğunluğunun bu yönde güçlü bir irade taşıdığıdır. İstenen, herhangi bir başkanın kazanması veya kaybetmesi değil; toplumun birlikte hareket edebilmesiydi. Ancak birlik isteği ile bu birliğin hangi yapı altında kurulacağı konusunda aynı noktaya gelinemedi. Soysal’ın yaklaşımı ve açıklığa kavuşmayan mesele Hatem Soysal’ın konuşmalarından edindiğim izlenim, 2007’de kurulan federasyonun kendilerine karşı oluşturulduğu yönünde bir değerlendirme taşıdığıydı. Konuşmasının bütününden, mevcut federasyon çatısına katılmak yerine birlikteliğin kendi dernekleri üzerinden sürdürülmesini tercih ettiği anlaşılıyordu. Burada gazetecilik sorumluluğu gereği bir ayrımı özellikle yapmak gerekiyor: Soysal, “Federasyon kapatılsın, bizim derneğimiz altında devam edilsin” şeklinde açık ve kesin bir öneri ortaya koymadı. Bu yöndeki değerlendirme, benim konuşmalarından çıkardığım izlenimdir. Dolayısıyla bu yaklaşımı kendisinin doğrudan sözü veya kesinleşmiş bir talebi gibi aktarmak doğru olmaz. Federasyon tarafı ise mevcut yapının zaten bir üst çatı olduğunu vurgulayarak birlikteliğin federasyon bünyesinde sağlanması gerektiğini savundu. Sonuç olarak, iki yapının hangi şartlarda ve nasıl bir araya geleceği konusunda net bir mutabakat oluşmadı. Görüş ayrılıklarını giderecek somut bir yol haritası da ortaya konulamadı. Dernek başkanlarının önemli bir bölümü ise ortak hareket edilmesi gerektiğini ısrarla dile getirdi. Bu sağlanmadığı sürece Kocaeli’de, özellikle Gebze bölgesinde yaşayan Giresunluların birlik ve beraberliğinin istenilen seviyeye ulaşamayacağını ifade etti. Elbette herkes farklı bir örgütlenme modelini savunabilir. Ancak şu sorunun da cevabı verilmeli: Aynı memleketin insanları, aynı toplum için çalışıyorsa ortak karar alacakları bir masayı neden kuramıyor? Konuşunca çözülebilen sorunlar da vardı Toplantıda yalnızca birleşme meselesi konuşulmadı. Aynı ilçeyi temsil eden veya Giresun adını taşıyan dernekler arasındaki bazı anlaşmazlıklar da gündeme geldi. Bunların önemli bir bölümünde karşılıklı konuşularak çözüm sağlandığını gördüm. Bu, buluşmanın değerli sonuçlarından biriydi. İnsanlar birbirleri hakkında konuşmak yerine birbirleriyle konuştuğunda mesafe alınabiliyor. Uzaktan büyütülen bazı meseleler, aynı masaya oturulduğunda çözülebiliyor. Katılımcılar, istişare toplantılarının düzenli aralıklarla sürmesini ve bir sonuca ulaşmasını da istedi. Yeni bir toplantı yapılıp yapılmayacağının, yöneticilerin kendi aralarındaki değerlendirmelerinin ardından kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Benim temennim, bu buluşmanın bir hatıra fotoğrafıyla sınırlı kalmamasıdır. Bir sonraki toplantıya yalnızca iyi niyet temennileriyle değil, üzerinde çalışılmış önerilerle gelinmelidir. Benim notum: Bu anlayış değişmeli Buraya kadar toplantıda gözlemlediklerimi ve konuşmalardan edindiğim izlenimleri aktardım. Bundan sonrası, dernekçiliğin geleceğine ilişkin kişisel değerlendirmemdir. Bana göre Kocaeli’deki hemşehri dernekçiliği, mevcut alışkanlıklarıyla güçlü ve kalıcı hedeflere ulaşmakta zorlanıyor. Mesele yalnızca iki başkanın el sıkışması değildir. Yönetim anlayışının, temsil biçiminin, çalışma düzeninin ve kaynak oluşturma yöntemlerinin de değişmesi gerekiyor. Dernek yöneticiliği zaman, bilgi, sorumluluk ve kendini ifade edebilme becerisi ister. Toplumun karşısına çıktığında sözünü söyleyebilen, gerektiğinde itiraz edebilen, proje geliştiren ve yaptığı işin hesabını verebilen insanlara ihtiyaç var. Ekonomik bağımsızlık da önemlidir. Yönetimlerde maddi katkı sunabilecek insanların bulunmasını önemsiyorum. Bununla birlikte, yalnızca para sahibi olmak yöneticilik için yeterli değildir. Maddi imkânın yanında liyakat, güvenilirlik ve hizmet etme iradesi de bulunmalıdır. Derneğe kaynak sağlayacak insan da lazım, o kaynağı toplum yararına doğru kullanacak insan da. Daha az tabela, daha güçlü temsil Bazıları bu önerime kızabilir. Ancak tartışılması gerektiğine inanıyorum: Köy derneklerinin ayrı ayrı faaliyet göstermesi yerine, gönüllü bir yeniden yapılanmayla güçlerini ilçe derneklerinde birleştirmesi daha verimli olmaz mı? Benim önerim, köy derneklerinin faaliyetlerini sonlandırmasını da içerebilecek bu modelin açıkça konuşulmasıdır. Her köyün birikimli, çalışkan ve temsil kabiliyeti yüksek insanları ilçe derneklerinin yönetimlerinde yer alabilir. İlçe derneklerinin başkanları da federasyon yönetiminin temelini oluşturabilir. Böylece köylerin sesi kaybolmaz; daha güçlü bir yapının içinde karşılık bulur. Kültürel bağlar korunurken emek, zaman ve maddi imkânlar ortak hedeflere yöneltilebilir. Burada belirleyici olan, her köyün adil biçimde temsil edilmesi ve karar süreçlerine katılmasıdır. Birleşme, insanların kendilerini dışlanmış hissettiği yeni bir merkezileşmeye dönüşmemelidir. Federasyondaki çalışma düzeninin karşılığı il ve ilçe derneklerinde de bulunmalı. Eğitim, kültür, turizm, gençlik, sosyal dayanışma ve iletişim gibi alanlarda birimler oluşturulmalı. Aynı alanda çalışan birim sorumluları düzenli olarak buluşmalı, ortak projeler geliştirmelidir. Kim ne yapacak, ne zamana kadar yapacak ve ortaya hangi sonuç çıkacak? Bunlar belli olmalı. Bir toplantıda konuşulan konu, sonraki toplantıda yeniden başa dönülerek tartışılmamalıdır. Dernekçilik takvimi yalnızca eğlenceden oluşamaz Elbette eğlence programları düzenlensin. Horon da olsun, müzik de olsun, insanlar buluşup hasret de gidersin. Ancak faaliyet takviminde eğitime, kültüre, turizme ve sosyal dayanışmaya da güçlü bir yer açılsın. Gençlerin eğitimine nasıl katkı sunuyoruz? Kültürümüzü yeni kuşaklara nasıl aktarıyoruz? Memleketimizin tanıtımına ne kazandırıyoruz? Yaşadığımız Kocaeli’ye hangi sosyal faydayı üretiyoruz? Bu soruların somut cevapları olmalı. Düzenlenen eğlence programlarının da daha profesyonel, ölçülü ve içerikli olması mümkün. Başarıyı yalnızca salonun kalabalığıyla değerlendirmeyelim. O buluşmanın ardından toplumun hayatına ne kattığımıza da bakalım. Giresun’a bağlılığımızı korurken yaşadığımız şehre karşı sorumluluğumuzu da unutmamalıyız. Gebze’nin, Darıca’nın, Çayırova’nın, Dilovası’nın ve Kocaeli’nin meselelerine katkı sunabilmeliyiz. Dayanışmanın gücü, ihtiyaç anında belli olur Derneklerin sürekli belediyelerin, iş insanlarının veya başka kurumların kapısında destek aramak zorunda kalmasını doğru bulmuyorum. Kurumlarla iş birliği yapılabilir. Ancak bütün faaliyetlerin dışarıdan gelecek yardıma bağlı olması, derneğin kendi kararlarını alma gücünü zamanla zayıflatabilir. Güçlü bir yapı, kendi dayanışma imkânlarını oluşturabilmeli. İhtiyaç 100 bin liraysa 100 bin, 200 bin liraysa 200 bin, bir milyon liraysa bir milyon… Güven veren bir amaç etrafında, imkânı olan üyelerin katkısıyla hızla kaynak oluşturabilecek bir dayanışma kültürü hedeflenmeli. Fakat bir mesajla destek isteyebilmenin öncesinde güven inşa etmek gerekir. İnsanlar neye katkı sunduğunu bilmeli. Toplanan tutar, yapılan harcama ve ortaya çıkan sonuç açıkça paylaşılmalı. İnsanlar verdikleri paranın hesabını görebilmeli; maddi katkı sunamadıkları için de dışlanmamalı. Kiminin parası, kiminin bilgisi, kiminin emeği, kiminin zamanı vardır. Güçlü bir yönetim, bütün bu katkıları ortak bir amaç etrafında buluşturabilendir. O masadan bir yol haritası çıkmalı Dün akşamki toplantıyı önemsiyorum. İnsanların görüşlerini açıkça söylemesi, bazı sorunların yüz yüze konuşularak çözülmesi ve ortak çatı talebinin güçlü biçimde dile getirilmesi değerlidir. Ancak aynı çağrıları her toplantıda tekrarlamak, tek başına ilerleme değildir. Mehmet Elmas’a da Hatem Soysal’a da bütün dernek başkanlarına da düşen sorumluluk; bu talebi ciddiyetle ele almak, anlaşamadıkları noktaları açıkça ortaya koymak ve çözüm için somut adım atmaktır. Geçmişte kimin kime karşı hangi yapıyı kurduğuna ilişkin değerlendirmeler açıklığa kavuşturulsun. Herkes önerisini yoruma yer bırakmayacak biçimde ortaya koysun. Birlikteliğin hangi çatı altında, hangi temsil düzeniyle ve hangi ortak kurallarla sağlanabileceği konuşulsun. Kimsenin emeği yok sayılmasın. Kimsenin temsil ettiği insanlar dışlanmasın. Fakat makamların ve tabelaların devamlılığı, toplumun ortak yararının önüne de geçmesin. O masada dile getirilen birlik talebi, bir sonraki toplantıya kadar unutulacak bir temenni olarak kalmamalı. Giresunluların gücü, kaç ayrı dernek kurduklarıyla değil; birlikte neyi başarabildikleriyle ölçülecek.
Dün akşam Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonunda gerçekleştirilen istişare toplantısını bir gazeteci olarak takip ettim.
Dün akşam Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonunda gerçekleştirilen istişare toplantısını bir gazeteci olarak takip ettim. Federasyon Başkanı Mehmet Elmas’ın tek tek arayarak davet ettiği Gebze bölgesindeki Giresunlu il, ilçe ve köy derneklerinin başkanları ile muhtarlar aynı masanın etrafında buluştu. Farklı görüşler dile getirildi, geçmişten bugüne taşınan meseleler konuşuldu. Ancak toplantının genelinde öne çıkan beklenti oldukça açıktı: Bir araya gelin, ortak hareket edin ve topluma güçlü bir birlik iradesi gösterin. Yaklaşık 40 dernek başkanının görüşlerini açıkça ifade ettiği buluşmada, yıllardır dile getirilen birlik ve beraberlik çağrısının artık somut bir karşılık bulması istendi. Beklenti: Ortak çatı, ortak karar Toplantının temel gündemlerinden biri, Federasyon Başkanı Mehmet Elmas ile Kocaeli Giresun Dernekler Topluluğu Başkanı Hatem Soysal’ın ortak bir zeminde buluşmasıydı. Dile getirilen model; derneklerin kendi kimliklerini ve faaliyetlerini koruyarak federasyon çatısı altında bir araya gelmesiydi. Dernekler Topluluğunun da bu yapıya katılması, ortak meselelerin aynı masada görüşülmesi ve kararların istişareyle alınması bekleniyordu. Benim gözlemim, katılımcıların büyük çoğunluğunun bu yönde güçlü bir irade taşıdığıdır. İstenen, herhangi bir başkanın kazanması veya kaybetmesi değil; toplumun birlikte hareket edebilmesiydi. Ancak birlik isteği ile bu birliğin hangi yapı altında kurulacağı konusunda aynı noktaya gelinemedi. Soysal’ın yaklaşımı ve açıklığa kavuşmayan mesele Hatem Soysal’ın konuşmalarından edindiğim izlenim, 2007’de kurulan federasyonun kendilerine karşı oluşturulduğu yönünde bir değerlendirme taşıdığıydı. Konuşmasının bütününden, mevcut federasyon çatısına katılmak yerine birlikteliğin kendi dernekleri üzerinden sürdürülmesini tercih ettiği anlaşılıyordu. Burada gazetecilik sorumluluğu gereği bir ayrımı özellikle yapmak gerekiyor: Soysal, “Federasyon kapatılsın, bizim derneğimiz altında devam edilsin” şeklinde açık ve kesin bir öneri ortaya koymadı. Bu yöndeki değerlendirme, benim konuşmalarından çıkardığım izlenimdir. Dolayısıyla bu yaklaşımı kendisinin doğrudan sözü veya kesinleşmiş bir talebi gibi aktarmak doğru olmaz. Federasyon tarafı ise mevcut yapının zaten bir üst çatı olduğunu vurgulayarak birlikteliğin federasyon bünyesinde sağlanması gerektiğini savundu. Sonuç olarak, iki yapının hangi şartlarda ve nasıl bir araya geleceği konusunda net bir mutabakat oluşmadı. Görüş ayrılıklarını giderecek somut bir yol haritası da ortaya konulamadı. Dernek başkanlarının önemli bir bölümü ise ortak hareket edilmesi gerektiğini ısrarla dile getirdi. Bu sağlanmadığı sürece Kocaeli’de, özellikle Gebze bölgesinde yaşayan Giresunluların birlik ve beraberliğinin istenilen seviyeye ulaşamayacağını ifade etti. Elbette herkes farklı bir örgütlenme modelini savunabilir. Ancak şu sorunun da cevabı verilmeli: Aynı memleketin insanları, aynı toplum için çalışıyorsa ortak karar alacakları bir masayı neden kuramıyor? Konuşunca çözülebilen sorunlar da vardı Toplantıda yalnızca birleşme meselesi konuşulmadı. Aynı ilçeyi temsil eden veya Giresun adını taşıyan dernekler arasındaki bazı anlaşmazlıklar da gündeme geldi. Bunların önemli bir bölümünde karşılıklı konuşularak çözüm sağlandığını gördüm. Bu, buluşmanın değerli sonuçlarından biriydi. İnsanlar birbirleri hakkında konuşmak yerine birbirleriyle konuştuğunda mesafe alınabiliyor. Uzaktan büyütülen bazı meseleler, aynı masaya oturulduğunda çözülebiliyor. Katılımcılar, istişare toplantılarının düzenli aralıklarla sürmesini ve bir sonuca ulaşmasını da istedi. Yeni bir toplantı yapılıp yapılmayacağının, yöneticilerin kendi aralarındaki değerlendirmelerinin ardından kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Benim temennim, bu buluşmanın bir hatıra fotoğrafıyla sınırlı kalmamasıdır. Bir sonraki toplantıya yalnızca iyi niyet temennileriyle değil, üzerinde çalışılmış önerilerle gelinmelidir. Benim notum: Bu anlayış değişmeli Buraya kadar toplantıda gözlemlediklerimi ve konuşmalardan edindiğim izlenimleri aktardım. Bundan sonrası, dernekçiliğin geleceğine ilişkin kişisel değerlendirmemdir. Bana göre Kocaeli’deki hemşehri dernekçiliği, mevcut alışkanlıklarıyla güçlü ve kalıcı hedeflere ulaşmakta zorlanıyor. Mesele yalnızca iki başkanın el sıkışması değildir. Yönetim anlayışının, temsil biçiminin, çalışma düzeninin ve kaynak oluşturma yöntemlerinin de değişmesi gerekiyor. Dernek yöneticiliği zaman, bilgi, sorumluluk ve kendini ifade edebilme becerisi ister. Toplumun karşısına çıktığında sözünü söyleyebilen, gerektiğinde itiraz edebilen, proje geliştiren ve yaptığı işin hesabını verebilen insanlara ihtiyaç var. Ekonomik bağımsızlık da önemlidir. Yönetimlerde maddi katkı sunabilecek insanların bulunmasını önemsiyorum. Bununla birlikte, yalnızca para sahibi olmak yöneticilik için yeterli değildir. Maddi imkânın yanında liyakat, güvenilirlik ve hizmet etme iradesi de bulunmalıdır. Derneğe kaynak sağlayacak insan da lazım, o kaynağı toplum yararına doğru kullanacak insan da. Daha az tabela, daha güçlü temsil Bazıları bu önerime kızabilir. Ancak tartışılması gerektiğine inanıyorum: Köy derneklerinin ayrı ayrı faaliyet göstermesi yerine, gönüllü bir yeniden yapılanmayla güçlerini ilçe derneklerinde birleştirmesi daha verimli olmaz mı? Benim önerim, köy derneklerinin faaliyetlerini sonlandırmasını da içerebilecek bu modelin açıkça konuşulmasıdır. Her köyün birikimli, çalışkan ve temsil kabiliyeti yüksek insanları ilçe derneklerinin yönetimlerinde yer alabilir. İlçe derneklerinin başkanları da federasyon yönetiminin temelini oluşturabilir. Böylece köylerin sesi kaybolmaz; daha güçlü bir yapının içinde karşılık bulur. Kültürel bağlar korunurken emek, zaman ve maddi imkânlar ortak hedeflere yöneltilebilir. Burada belirleyici olan, her köyün adil biçimde temsil edilmesi ve karar süreçlerine katılmasıdır. Birleşme, insanların kendilerini dışlanmış hissettiği yeni bir merkezileşmeye dönüşmemelidir. Federasyondaki çalışma düzeninin karşılığı il ve ilçe derneklerinde de bulunmalı. Eğitim, kültür, turizm, gençlik, sosyal dayanışma ve iletişim gibi alanlarda birimler oluşturulmalı. Aynı alanda çalışan birim sorumluları düzenli olarak buluşmalı, ortak projeler geliştirmelidir. Kim ne yapacak, ne zamana kadar yapacak ve ortaya hangi sonuç çıkacak? Bunlar belli olmalı. Bir toplantıda konuşulan konu, sonraki toplantıda yeniden başa dönülerek tartışılmamalıdır. Dernekçilik takvimi yalnızca eğlenceden oluşamaz Elbette eğlence programları düzenlensin. Horon da olsun, müzik de olsun, insanlar buluşup hasret de gidersin. Ancak faaliyet takviminde eğitime, kültüre, turizme ve sosyal dayanışmaya da güçlü bir yer açılsın. Gençlerin eğitimine nasıl katkı sunuyoruz? Kültürümüzü yeni kuşaklara nasıl aktarıyoruz? Memleketimizin tanıtımına ne kazandırıyoruz? Yaşadığımız Kocaeli’ye hangi sosyal faydayı üretiyoruz? Bu soruların somut cevapları olmalı. Düzenlenen eğlence programlarının da daha profesyonel, ölçülü ve içerikli olması mümkün. Başarıyı yalnızca salonun kalabalığıyla değerlendirmeyelim. O buluşmanın ardından toplumun hayatına ne kattığımıza da bakalım. Giresun’a bağlılığımızı korurken yaşadığımız şehre karşı sorumluluğumuzu da unutmamalıyız. Gebze’nin, Darıca’nın, Çayırova’nın, Dilovası’nın ve Kocaeli’nin meselelerine katkı sunabilmeliyiz. Dayanışmanın gücü, ihtiyaç anında belli olur Derneklerin sürekli belediyelerin, iş insanlarının veya başka kurumların kapısında destek aramak zorunda kalmasını doğru bulmuyorum. Kurumlarla iş birliği yapılabilir. Ancak bütün faaliyetlerin dışarıdan gelecek yardıma bağlı olması, derneğin kendi kararlarını alma gücünü zamanla zayıflatabilir. Güçlü bir yapı, kendi dayanışma imkânlarını oluşturabilmeli. İhtiyaç 100 bin liraysa 100 bin, 200 bin liraysa 200 bin, bir milyon liraysa bir milyon… Güven veren bir amaç etrafında, imkânı olan üyelerin katkısıyla hızla kaynak oluşturabilecek bir dayanışma kültürü hedeflenmeli. Fakat bir mesajla destek isteyebilmenin öncesinde güven inşa etmek gerekir. İnsanlar neye katkı sunduğunu bilmeli. Toplanan tutar, yapılan harcama ve ortaya çıkan sonuç açıkça paylaşılmalı. İnsanlar verdikleri paranın hesabını görebilmeli; maddi katkı sunamadıkları için de dışlanmamalı. Kiminin parası, kiminin bilgisi, kiminin emeği, kiminin zamanı vardır. Güçlü bir yönetim, bütün bu katkıları ortak bir amaç etrafında buluşturabilendir. O masadan bir yol haritası çıkmalı Dün akşamki toplantıyı önemsiyorum. İnsanların görüşlerini açıkça söylemesi, bazı sorunların yüz yüze konuşularak çözülmesi ve ortak çatı talebinin güçlü biçimde dile getirilmesi değerlidir. Ancak aynı çağrıları her toplantıda tekrarlamak, tek başına ilerleme değildir. Mehmet Elmas’a da Hatem Soysal’a da bütün dernek başkanlarına da düşen sorumluluk; bu talebi ciddiyetle ele almak, anlaşamadıkları noktaları açıkça ortaya koymak ve çözüm için somut adım atmaktır. Geçmişte kimin kime karşı hangi yapıyı kurduğuna ilişkin değerlendirmeler açıklığa kavuşturulsun. Herkes önerisini yoruma yer bırakmayacak biçimde ortaya koysun. Birlikteliğin hangi çatı altında, hangi temsil düzeniyle ve hangi ortak kurallarla sağlanabileceği konuşulsun. Kimsenin emeği yok sayılmasın. Kimsenin temsil ettiği insanlar dışlanmasın. Fakat makamların ve tabelaların devamlılığı, toplumun ortak yararının önüne de geçmesin. O masada dile getirilen birlik talebi, bir sonraki toplantıya kadar unutulacak bir temenni olarak kalmamalı. Giresunluların gücü, kaç ayrı dernek kurduklarıyla değil; birlikte neyi başarabildikleriyle ölçülecek.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gebzeninsesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.