Yazı Detayı
17 Mayıs 2019 - Cuma 11:54
 
Mesele Ben'i Kaybetmeden Biz Olabilmek!
Sümeyye Feyza Arıcı
 
 

Mesele Ben'i kaybetmeden ‘’Biz’’ olabilmek!

 

‘’İki gönül bir olunca samanlık seyran olur’ ’demiş atalarımız.
Peki, iki Ben’de bir biz olur mu?

 


Ambulans sireni gibi yankılanırken aklımda deli sorular, İşte bu noktada sese kulak veriyor kalbim, ruhum, gözüm, özüm ve kalemim…

 

Eski toprakların evlilikleri geliyor hatırıma,
Ninem anlatıyor:
- ‘’Evladım bizim zamanımızda Televizyon, internet velhasıl elektrik bile yoktu. Gençler bir evde toplanır mum ışığında kanaviçe işlerlerdi ilmek ilmek.

 


Ev sahibi tepsiye patatesleri koyup fırına atar, iki demlik çayı da çıtır çıtır ses çıkaran odun sobamızda demlerdi. Bir sininin etrafına evin büyükleri ve küçükleri toplanıp muhabbetin dibine vururlardı.

 

 

’SEVDALARDA EDEP VARDI !’’

 


‘’Ah! O eski günler nerede kaldı’’ diyerek sabun kokulu anılara dalardı boncuk gözleri, sonra çimen yeşili tesbihini hiç bırakmayan pamuk ellerini dizime koyar ve şöyle derdi:


-Bak kızım Eskiden su doldurma bahanesiyle çeşme başına giden köyün gençleri mahallenin alımlı kızlarıyla göz göze gelmeye bile utanır sıkılırlardı.

 

Yuva kurarken ise yok evi olsun yok arabası olsun lüks lüks eşyalar alsın, koltuğun avangardı, yastık yorganın kuş tüylüsü velhasıl yoktu öyle isteklerimiz.

 

Azla kanaat vardı. Belki sizler kadar imkânlara sahip değildik ama deden ele muhtaç etmedi çok şükür ağzımızın tadı, huzurumuz yerindeydi kendi yağımızla kavrulduk.

 

Her gün hava aydınlanmadan erkenden kalkardık, deden abdest alırken ibrikteki suyu döker havluyu uzatırdım. Ona oflayıp puflamadan, söylenmeden seve seve hizmet ederdim.

Koca adamında hakkını yemeyelim(burada gülüyor ninem) Seccadeleri o sererdi.
Sabah namazımızı kılıp o doğru tarlaya ben mutfağa.. Koca adam ‘’sütle yumurtaları unutmaa’’ diye seslenirdim.

 

’KALBİNİZ KÂBE GİBİ KUTSALDIR, MABEDİNİZİ YIKMAYIN! ‘’

 

Koca adam tarladaki ekinleri sulayıp, kan ter içinde eve gelirdi. Çoban köpeğimiz haber verirdi gelişini havlayarak.
Kapıdan seslenirdi; Hanım çok acıktım sofrayı kurdun mu hele derdi.
Bende kıs kıs gülerek, ’’uyuyakalmışım bey hazır ederim bir saate’’.

 


Hızlı adımlarla elinde süt ve yumurtalarla mutfağa gelir, alnının ortasındaki damar kızgınlığından şişerdi.
Tam huysuzlanıp söylenecekken, sofrayı hazır halde görünce ‘’hanım yaptın yine yapacağını der, otuz iki dişiyle gülümserdi bende gülümserdim şakalaşırdık, birimiz ateş iken birimiz su olurduk. Siz siz olun evladım ufak tefek şeyler yüzünden gönülleri incitmeyin. Kalbiniz Kâbe gibi kutsaldır, Mabedinizi yıkmayın emi yavrum der tebessüm ederdi Ninem…
 

 

*Bu hoş sohbet neticesinde unutamıyorum ninemin öğütlerini, günümüz evlilikleriyle karşılaştırdığımda istisnalar olmakla birlikte, Bireyler ben diliyle bir çatı altına giriyor ‘’biz’ ’olabilmeyi beceremediğinde sonuç hüsran oluyor…

 

 

Eşler Karı-Koca kavramının aslında birbirini tamamlayan bir elmanın yarısından ibaret olduğunun farkına kolay kolay varamıyor. Çünkü her iki tarafta da hakimiyet kurma, benim dediğim olsun (benlik) savaşı var.

Oysa bize nasıl mutlu ve huzurlu olacağımız konusunda Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim rehberlik etmektedir.

 

Nisa suresi 34. ayeti kerimeyi incelediğimizde ‘’ Erkeklerin kadınların üzerinde bir Kavvam (yönetici) koruyup kollayıcı olduğu belirtiliyor. Öyle bir Kavvam ki; Yuvasını her türlü tehlikeden ve fitneden uzak tutan, ailesinin maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamakla görevli Evinin direği, Hanımının her kusurunu görmemekle emrolunan, Çocuklarının aslan babası.

 

Zira Erkeğin hanımına değer vermesi gerektiğini şu hadislerde nakledilmiştir;

 

* “Bir mümin erkek, bir mümin kadına buğzetmesin. çünkü onun bir huyunu beğenmezse başka bir huyunu beğenir.” (müslim, radâ’ 61, hadis no: 1469; müsned ıı, 329

* “Müminlerin iman bakımından en kâmil/olgun olanı; ahlâkı güzel olan ve ailesine nâzik davranandır.” (nesâî, ışretu’n-nisâ, 229; tirmizî, iman hadis no: 2612)

* “Kadınlara ancak kerim olanlar ikram ederler (değerli olanlar değer verirler); onlara kötülük edenler ise leîm (kötü) kişilerdir.” (ibn mâce, edeb 3; ebû dâvud, edeb 6, rikak 22, i’tisâm 3; müslim, akdiye 11)

 

Ve yuvayı kuran dişi kuş Hanımefendi..


İslam'ın kadına verdiği değeri '’ben yaparım ben ayaklarımın üstünde dururum sana ihtiyacım yok !’’
Söyleminde bulunup,  ona verilen cazibe, kadınsılık, naiflikten velhasıl fıtrattan uzaklaşıp, İslam’ın kendine yüklemediği sorumlulukları yük edinip, kendini erkekle yarış eder konuma getirmiş bulunmaktadır.
 

 

‘’CENNET ANNELERİN AYAKLARI ALTINDADIR!’’

 

 

Kadının Erkekleşme adı altında birçok şeyi yapmaya kalkışması vücuduna ve çocuklarına eziyettir. Kadın belki de annesinin (‘’ayaklarının üstünde dur benim gibi olma’’ sözüne yanlış anlamlar yükleyip) kocasının rica ettiği suyu getirmeyip, sen çalışıyorsan bende çalışıyorum kalk kendin al demesi.

 

İşten gelen kocanın anahtarı olduğu halde hanımının onu güler yüzle karşılama isteğini
-eşi ‘’anahtarın yok mu senin? Söylemlerinde bulunup, eşiyle güç savaşına girerken asli görevi eşinin rızasını almak ve evlatlarının eğitimiyle ilgilenmesi gerekirken bunu aksattığının farkında bile değildir.
Anne kucağında sevgiyle büyütülmesi gereken evlatlara, lüks bir yaşam sürdürme çabası içine giren,
daha rahat imkânlara sahip olsun diye düşünürken evladının ona en ihtiyacı olduğu zamanda yanında olamayıp Tv’lere İnternetlere emanet etmektedir. *doğruyu –yanlışı* Örfü- Âdeti*Adap-ı Muaşereti* kimden öğrenecek bu yavrucak?

 

‘’İLK ÖĞRETMENİM ANNEM!’’



 Oysa çocuğun ilk mürebbisi annesi değil miydi?..

 

Uzmanlar Çocukların kritik dönemlerinde verilmeyen eğitim ve sevginin sonraki yıllarda geri dönüşü olmayan birtakım hasarlara yol açtığını söylemektedir.
 Çocuk işlendiğinde elmasa dönüşecek olan en değerli varlıktır. Başı boş bırakıldığında ise
Manevi değerlerden yoksun, Hırs ve öfke mağduru, Madde bağımlısı ve en önemlisi de vatana millete  en verimli çağında hiçbir katkısı olmayan birey haline geliyor.
 

 

Velhasıl,

 


Bizler modernizm adı altında bu ayetlerin üstünü örtüp, Kadın/Erkek  Anne/Baba konusunu konuşurken, Ayaklarının altına Cennet vaat edilen annelik  itibarının zedelenmemesi gerektiğini ve Yaratanın yol göstericiliğini nasıl göz ardı edebiliriz?..

 

 



 

 

 


 



 

 

 
Etiketler: Mesele, Ben'i, Kaybetmeden, Biz, Olabilmek!,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Anketler
Hürriyet ve Yavuzselim'de Kentsel Dönüşüm mü Olsun, Yerinde Dönüşüm mü Olsun ?
sanalbasin.com üyesidir
Bir Hadis
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.


Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.
Arşiv
Modül 1

 

 
KOCAELİ SON DAKİKA HABERLERİ
Herkese Açık grup · 13.231 üye
Gruba Katıl
www.gebzeninsesi.com Haber ihbar Whatsapp  0532 233 28 80
 
Modül 5
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.
Haber Yazılımı